9.12.06

Kars- Ani Harabeleri


Kantinin ‘Terekeme’ (Kars civarında yaşayan bir garip millet) müdavimlerinden biri olarak her yıl oraları tavaf etmesem olmuyor. Bu yılki Kars gezimize Ani Antik Kenti'ni de katalım dedik.
Önce hiç ummadığınız bir şekilde, mimarisi, sokakları, binaları ve insanları ile sizi büyüleyen bir şehrin göbeğinden hareket edip yol almaya başladığınızda Ani'ye doğru, yolda sağlı sollu köyler ve köylüler sizleri karşılayacaktır. Bir anda karşınıza çıkar heybetli şehir duvarları. Issızlığın mı, yoksa harabe olmuş değerlerin mi verdiğini bilemediğiniz bir ürperti kaplar sizi. Belki başka bir nedenle ürperirsiniz kim bilir... Nitekim heybetli katedralin biraz ilerisinde Selcuklular'dan kalma caminin minaresi çağırır sizi. Keçileri de yanınıza alıp inersiniz aşağıdaki küçük kiliseye, kurşun izleri arasında seçmeye çalışırsınız Isa'yı ve diğer azizleri. Gözünüz aşağı iner nehir yatağına. Nehrin üzerindeki yıkılmış köprü çok şey söyler çok şey anlatır size. El sallayıp çağırmak istersin taş ocağında çalışan Mıgırdic'i. Getir iki taş örelim köprüyü, sen geç mum yak kilisede ben imamı çağırayım ikindi vakti geliyor demek istersin.

Yabancılar Orhan Pamuk'u Niçin Çok Seviyor



Orhan Pamuk Nobeli aldı ya, ortalık gene komplo teorilerı ıle doldu. Benım en çok güldüğüm 'kıtaplarını Nobel için yazdı! suçlamasıydı. Yıldırım Türker "Türk'ün Nobelle İmtihanı" başlıklı koşesinde bu konuyu çok hoş irdeledigi için o zırvalıkları burada tekrarlamayacagım. Ben pek değinilmeyen bir baska sebebe dikkat çekmek istıyorum burada.

Bugunlerde Orhan Pamuk'un Kar romanını İngilizce okuyorum. Daha evvel aynı kitabı Turkce yarıda bıraktıgım halde bu sefer hikayenin gızemınde nicın kaybolduğumu anlamaya çalısıyorum bir suredir. Yıllardır Pamuk kitaplarını hediye verdigım yabancı dostlarımın tamamı bu adama bayılıyor. Bır kitabını okuyan bir dığerinı soruyor bana. Ben de biraz da bu gizemi çözmek için olsa gerek bu sefer bizım Kars'ın Kar'ını Snow olarak okuyorum...Okudukça da şimdı daha iyi anlıyorum yabancıların Pamuk'u niçin bu kadar sevdiğini. Pamuk'un Turkçe'yi kullanımda yaşadıgı sorunlar epey araştırıldıgı, hatta bu konuda kitaplar yayınlandığı için, şu saptamayı yapabılıriz:

Pamuk romanları diliyle değil, kurgusuyla evrenselliğe ulaşıyor. Öyle olunca da romanları çeviriden dolayı hiçbir kayba uğramıyor--hatta belki bu sureçten kazançlı bıle çıkıyor!.

Mesela Yaşar Kemal kitapları çevrilince, o güzelim şiirsel betimlemeler (Atlılar atlılar...) düz yazı çevirinin sıradanlığinda kayboluyor başka dillerde. Ama Pamuk'un kitapları doğu ve batının gizemli kimlik oyunlarıyla kurgulandığı için her dilde aynı keyifle, bir yerde dilın sınırlarından bağımsız olarak, yeniden yaratılabiliyor. Bu da Pamuk'un evrensellığinın bir baska yanı olsa gerek.